| Mensa, Cafeteria gibi yiyecek-içecek birimlerinin olduğu bina |
Nasıl başlasam, önce neyi anlatsam?
Tamam, önce ulaşım. Burada üniversite öğrencisi olduğunuzda verdiğiniz 190€luk bir ücret var, bu ücret aslında sizin bir dönemlik öğrenci kartınız karşılığında verdiğiniz para olarak değerlendirilebilir. Bu kart ile tüm eyalet içerisinde şehiriçi ulaşım araçları ve bazı re-rb tren hatlarını ücretsiz kullanabiliyoruz. Berlin aslında Brandenburg eyaletine bağlı olmasa da, bizim kartlarımız Berlin'de de geçerli. Bununla birlikte yine eyalet dışında bulunan Dresden'e giden tren hattında geçerli kartlarımız.
Fakat şöyle bir sorunumuz var bu konuda, daha önce de bahsetmiştim Almanya'da işler biraz yavaş işliyor. Bu kartı alabilmek için dönemlik ücretinizi yatırmış olmanız gerekiyor. Bunun için de mümkünse banka hesabı açmış olmanız, çünkü diğer türlü yüksek bir işlem ücreti alıyorlar.
Ben banka hesabımı Sparkasse'den açtırdım. Geldiğim hafta perşembe günü gittim şubeye, sonraki 4 günün Paskalya tatili olması nedeniyle Salı gününe randevu verdiler. O gün randevu saatimde, tüm belgelerim hazırdı yalnızca imza atmam gerekti birkaç yere. Ardından online bankacılık hizmetimiz açılması için birkaç imza daha... Sonrasında ilk hesap açtıran ben olduğum için 3 kişinin harç miktarının benim hesabıma yatırdık ve online bankacılık aracılığıyla okulun hesabına gönderdik ücretlerimizi. Bu işlemi salı günü yaptık. Burada bankacılık işlemleri enteresan, yani para gönderme dediğimiz şey anlık bir işlem aslında ama burada birkaç gün alabiliyor ve bu süre tam olarak belli değil. Şöyle ki, dediğim gibi biz bu işlemi 3 kişi aynı anda aynı hesaptan toplamda 10 dakika içinde gerçekleştirdik. Perşembe günü kartları alacağımız ofise gittiğimizde sadece benim kartım çıkmıştı şansıma çünkü o akşam Viyana'ya gidecektim, kartın çıkmış olması benim için çok iyi olmuştu. Diğer 2 arkadaştan birininki Pazartesi, öbürününkü Salı günü çıktı.
Neyse Student ID işini de böylece halletmiş oldum.
Gelelim günlük alışveriş işine. Ben en yakın market olduğu için Edeka'ya gidiyorum, ama Lidl ve Aldi biraz daha uygun fiyatlı mağazalar ama çok büyük bir fark yok aralarında. Bol miktarda hazır yiyecek bulabilirsiniz marketlerde, ben ilk haftamda mutfağımda hiçbir şeyim olmadığı için bunlarla idare etmiştim. Sonrası için de büyük ölçüde aradıklarınızı bulabiliyorsunuz, Türkiye'ye özgün şeyleri aramadığınız sürece. Ben genel olarak markette aynı ürünün en ucuzunu arıyorum, bunlar da marketlerin kendi markaları oluyor. Şu anda mutfağıma bakarsanız göreceksiniz ki kullandığım ürünlerin yarısından çoğu Edeka marka :) Bu arada değinmeden geçmeyeyim, burada musluk suyu içilebiliyor evet ama ben tadını pek beğenmedim yani gerçekten musluk suyu içtiğinizi hissediyorsunuz. Almanya'nın farklı bölgelerinde suyun tadı değişkenlik gösteriyor, deneyin öyle karar verin, örneğin Bochum'daki suyun tadı normaldi bence. Ben yine Edeka'nın kendi markası olan Still suyunu alıyorum, tadı bizim içtiğimiz sulara en çok benzeyen su bu ve fiyatı da oldukça uygun. 6lı paket halinde 1,5 litrelik su için 1€ gibi bir ücret ödüyorsunuz pfand hariç.
Pfand demişken, hemen ondan da bahsedeyim. Buradaki tüm şişeler depozitolu. Marketlerde bu şişeleri geri almak için makineler var ve şişeyi içine attığınızda depozito için ödediğiniz ücret kadar alışveriş fişi alabiliyorsunuz bu makinelerden. Emin olmamakla birlikte sanırım plastik şişler için 25, cam şişeler için 15, teneke kutular için 25 cent gibi bir depozito var. Geri dönüşüm için oldukça mantıklı bir uygulama, kimse şişelerini atmıyor marketlere getiriyor.
Bu arada okul içerisinde bulunan Mensa'da, her öğlen 4-5 çeşit yemek çıkıyor. Bunlardan birisi mutlaka vejeteryan oluyor. Bunun dışında balık-tavuk-beef-domuz seçenekli yemekler servis ediliyor. Ayrıca bir makarna ve salata barı bulunuyor. Günün öne çıkan Aktion yemeği 3,5€ , vejeteryan yemek 2€ , diğer yemekler de 2,5€ genelde.
Spor konusuna gelelim. Normalde okulda spor sınıfları var, fakat sistem salı günü açıldığında ben harcımı henüz ödememiştim bu nedenle de hesabım tam olarak aktif değildi. Perşembe günü hesabım aktif olduğunda da dolmuştu tabi çoğu spor sınıfı. Fakat okulun hemen arkasında Laguna isminde bir yüzme havuzu var, oraya gidiyorum arada, 2 saatlik giriş için 3,5€luk bir ücreti var. Ayrıca arkadaşların gittiği bir CrossFit salonu var ben henüz gitmedim, ilk dersi ücretsizmiş fakat sonrasında haftalık 3 gün derse gelmeniz karşılığında aylık 50€ biraz fazla geldi bana. Spor salonu arayışım oldukça yavaş şekilde devam ediyor ama istekle arayan birisi bulabilir eminim :) Bununla birlikte, son 1 haftadır şehirde yürüyüşe çıkıyorum hızlı tempoda. Rastgele sokaklara dönerek dolaşmış oluyorum aynı zamanda şehri.
Bu kadar gündelik şeyden bahsettikten sonra gelelim derslere. Benim bu dönem 2 tane ingilizce 2 tane almanca 1 tane yine almanca dil dersim var: Economics, Business Administration, Internationales Marketing, Dienstleistungsmarketing, Deutsch als Fremdsprache. Bildiğiniz üzere benim almancam A2den B1 :) Dolayısıyla almanca aldığım dersler biraz sıkıntılı geçiyor. Dersin yarısına yakınını ancak anlayabiliyorum ama ders notlarından çalışarak halledebilirim diye umuyorum. Aynı zamanda ilk hafta profesörle konuştum - ki şansıma iki dersi de aynı profesör açıyor - sınavlarda soruların almanca olacağını fakat ingilizce cevap verebileceğimi söyledi, bu da bir şeydir diye düşünüyorum :) Genel olarak derslerden bahsetmek gerekirse, benim aldığım derslerin hepsi küçük sınıflarda ama ilk hafta alıp sonra bıraktığım Quality dersi örneğin oldukça büyük bir amfideydi, profesör mikrofonla konuşuyordu. Ayrıca bizi mutlu edecek bir ayrıntı olarak, derslerde devam zorunluluğu yok. Yalnızca sınava kaydoluyorsunuz, istersen dönem boyunca derse tek bir sefer gitmeyin kimse size neredeydin demiyor. Bu durumun tek istisnası Almanca dil dersleri, %75 devam zorunluluğu var ve 15 saat ediyor - ki umuyorum onu 16ya yuvarlayıp 4 hafta yaparlar :) -.
Bunların dışında... Şehirde neredeyse her gün bir yerlerde parti var, ben yalnızca okulda - hatta tüm derslerimin olduğu binada - yapılan dönem açılış partisine gittim, oldukça eğlenceliydi. Bunun dışında akşam-gece çıkıp da gitmelik mekan henüz keşfetmiş değiliz ama keşfettikçe buraya yazarım. Şu anda yalnızca üniversitedeki Buddy'miz Jan'ın çağırdığı ve bu sayede öğrenmiş olduğumuz bir bilardo salonu var bildiğimiz, bir de tanışma toplantısının ardından gittiğimiz yurt kompleksinin içinde bulunan bir pub olan QuasiMono.
Bu arada değinmeden geçmeyeyim. Paskalya tatiline denk gelen ilk haftasonumuzda Cottbus tam bir terk edilmiş şehirdi. Biz de Berlin'e gitmeye karar verdik ve günübirlik bir Berlin turu yapmış olduk. Tren bileti tek kişi için 14€, fakat 5 kişi grup bileti alırsanız ödeyecğiniz ücret kişi başı 6€ya kadar düşüyor.
Bunun ardından geçtiğimiz haftasonu RobotChallange2015 için Viyana'ya gelen İtü'den arkadaşlarımın yanına gittim. Söylemesi ayıp Puck Collect kategorisinde Dünya 3.sü oldular :) Ardından dönüş için aktarma noktası olarak Prag'ı seçtik ve bir gece orada kalıp şehri biraz olsun gezme fırsatımız oldu. Daha sonra tekrar Prag turu ayarlayacağımıza eminiz :)
Bu gezilerimizin yazılarını henüz yazmamış olmakla birlikte, yakın zamanda seyahat blogumuzda paylaşacağız. Takip etmek isterseniz;
www.tabanvay.weebly.com
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Umuyorum ki bir sonraki yazımı bu kadar ara vermeden yazarım :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder